“Kaygı” giderek çok sık karşılaşılan bir durum haline geldi. Türkiye’de hangi bireye sorarsanız sorun, kendisine ve en yakınına ait bir kaygıdan söz eder. Sohbetin bir yerinde de yaşadığı coğrafyaya, ülkeye ait kaygılarından bahseder. Aslında kaygının normal yaşamımızda, sorunlarımızla yüzleşebilmemiz için kıymetli tarafı olduğu gibi, kaygı aşırı seviyede seyrettiğinde, yaşamımızı ciddi bir şekilde etkileyebiliyor.

“Kaygı” giderek çok sık karşılaşılan bir durum haline geldi. Türkiye’de hangi bireye sorarsanız sorun, kendisine ve en yakınına ait bir kaygıdan söz eder. Sohbetin bir yerinde de yaşadığı coğrafyaya, ülkeye ait kaygılarından bahseder. Aslında kaygının normal yaşamımızda, sorunlarımızla yüzleşebilmemiz için kıymetli tarafı olduğu gibi, kaygı aşırı seviyede seyrettiğinde, yaşamımızı ciddi bir şekilde etkileyebiliyor.

Terapi İstanbul ekibinden Psikolog Ayşe Kayhan “kaygı”yı kişide stresli ortam oluştuğunda ve yaşamda baş etmemiz gereken bir şey olduğunda gelişen duygu olarak tanımlıyor. Kayhan “Bu psikolojik süreç duygusal alanda korku ve gerginliği yaşatacaktır. Korku ve gerginliğin beslediği davranışlar da insanın günlük yaşamının, kararlarının ya da etki-tepki davranışlarının değişmesine neden olacaktır.” diye ifade ediyor.

Kaygı sorununuz mu var?

Aşağıdaki sorulara yanıtlarınız evet ise kaygı sorununuz olabilir.

- Stres altında mıyız?
- İşimizi kaybetme ile ilgili endişemiz var mı?
- Ekonomik daralma endişemiz var mı?
- Borçlarımızı ödeme endişemiz var mı?
- Sağlık sorunlarımızın çözümünde endişemiz var mı?
- Eğitim ve öğretime ait sıkıntımız var mı?
- Çocuğumuzun günlük yaşamına ait güvenlik endişemiz var mı?
- Sokağa ait güvenlik endişemiz var mı?
- Deprem korkumuz devam ediyor mu?
- Çevre kirliliğine ilişkin korkumuz var mı?
- Gıdalara güveniyor muyuz?
- Çıkan sorunlara çözüm bulmada çaresizlik hissediyor muyuz?
- Yönetimlere güveniyor muyuz?
- Kendimizi yalnız hissediyor muyuz?
- Her gün yarıştırılıyor muyuz?
- Sesimizi toplumsal alana duyurabiliyor muyuz?
- Kanser olacak mıyız?
Bu soruların çoğaltılabileceğini belirten Ayşe Kayhan’a göre, yaşadığımız toplumda ve birey özelinde kaygı geliştirmemize neden olabilecek zemin hemen yanı başımızda.

Kaygı anormal bir durum değildir…

Psikolog Ayşe Kayhan kaygı ile ilgili görüşlerini şu şekilde ifade ediyor; “Kaygı yoğun ve çok rahatsız edici bir duygudur. Korku geliştirilmesine neden olur. İnsan yaşamında normal süreçte kaygı durumunun yeri vardır ve anormal bir durum değildir. Ama kaygı yaratan şartların devamlılığı, artarak devam etmesi, bireyden bireye ve topluma yaygınlaşması endişe verici bir durumdur.

Kaygı korkuyu tetikler. Korku da, öfkenin zor kontrol edilmesini, duygu durumlarının düzensizliğini, çaresizliğini, motivasyonsuzluğu getirecektir. Bizi çözüm üretmekten ve umut etmekten uzak düşürecektir. Toplumsal yalnızlık ve özgüvensizlik de beraberinde gelecektir. “Kahraman” beklentisi oluşacaktır. Dayanışmanın, paylaşmanın önünde engel teşkil edecektir.”

Psikolog Ayşe Kayhan ülkemizde artan şiddete, sokaktaki öfkeye, umutsuzluğa ve yönetime güvensizliğe, en önemlisi bireysel anlamda kişiler arası güvensizliğe bakıldığında; yolda-işte-evde vb. alanlarda, her girilen ilişkide kaygıyı görmenin mümkün olduğunu belirtmektedir.

Kayhan ayrıca, yeni doğan ve büyüyen neslin, kişilik gelişiminde özgüven eksikliğinin ve umutsuzluğunun geliştirmemesi için “kaygı” sorununu çözmek zorundayız diyerek, bunun sadece bireysel iyileştirmelerle gerçekleşmesinin mümkün olmadığını, çözüm için yeni bir toplumsal yapılanmanın gerekli olduğunu vurgulamaktadır.

HABER YORUMLARI

Bu habere Henüz Yorum yapılmamış. İlk sen yorum yap..

YORUM YAPINIZ

* Yorumlarınız kontrol edildikten sonra yayımlanacaktır