Diyabet Ve Akciğer Tüberkülozu İlişkisi

Uzm. Hemş. Feride TAŞKIN YILMAZ¹,
Arş. Gör. Havva SERT²,
Prof. Dr. Nermin OLGUN³
 
¹İstanbul Sağlık Müdürlüğü Eğitim Şubesi, İSTANBUL
²Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü İç Hastalıkları Hemşireliği ABD, İSTANBUL
³Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü İç Hastalıkları Hemşireliği ABD, İSTANBUL
 
Özet
         Diyabetli bireylerde hücresel ve humoral yanıtta meydana gelen fonksiyon bozukluğuna bağlı olarak enfeksiyonlar ve tüberküloz daha sık görülmektedir. Bu çalışmada akciğer tüberkülozu olan hastalarda diyabet sıklığını ve diyabet ile akciğer tüberkülozu arasındaki ilişkiyi belirlemeyi amaçladık.
         Çalışmamız 2008 yılı Ocak- Aralık ayları arasında, bir kamu hastanesinde kayıtlı, yatarak tedavi gören toplam 1307 tüberküloz hastasından rastgele seçilen 408 kişi ile retrospektif olarak yapılmıştır.
         Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından oluşturulan hastaların sosyo-demografik ve klinik özelliklerini içeren 12 sorudan oluşan veri toplama formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler, bilgisayarda SPSS 11.5 paket programıyla yüzdelik ve aritmetik ortalama testleri kullanılarak değerlendirilmiştir.
         Araştırma sonucunda olguların yaş ortalaması 44 ± 18 yıl olup %82.6’sını erkek hastalar oluşturmaktadır. Olguların %48.5’i 0-1 aydır tüberküloz tedavisi görmektedirve %70.3’ü tüberküloz nedeniyle hastaneye ilk kez yatmıştır. Çalışmamızda olguların %34.3’ünün (140) ilave kronik hastalığı olup, bu hastaların %16.4’ünün (67) diyabet, %10.3’ünün (42) hipertansiyonu olduğu belirlenmiştir. Diyabetli olguların %35.8’inin 5 yıldan fazla süredir diyabet hastası olduğu bulunmuştur. Çalışmamızda olguların % 68.7’sinin (46) diyabetinin tüberküloz hastası olmadan önce, % 19.4(13)’unun tüberkülozla birlikte % 11.9 (8)’ unun ise tüberküloz olduktan sonra ortaya çıktığı saptanmıştır. Aynı zamanda tüberkülozun eşlik ettiği diyabetli hastaların %92.5'inin (62) Tip 2 diyabetli olduğu ve diyabet tedavisi gördüğü belirlenmiştir. 
Anahtar Kelimeler: Diyabet, akciğer tüberkülozu, görülme sıklığı, hastalık ilişkisi.
 
Giriş ve Amaç
         Diyabet ve tüberküloz, tıptaki ilerlemelere rağmen hala önemli bir sağlık sorunu olmayı sürdürmektedir. Bu iki hastalık arasındaki ilişkiye ilk dikkati çeken 11. yüzyılın büyük Türk Hekimi İbni Sina’dır (Öz, 1988).
         Diyabet çeşitli bozukluklara neden olan kronik metabolik bir hastalık olup, görülme sıklığı tüm dünyada artmaktadır (ADA 2009). Türkiye’de Diyabet, Obezite ve Hipertansiyon Epidemiyolojisi (TURDEP) araştırmasında diyabet prevalansı erişkin grupta %7.2 olarak bulunmuştur (Satman, Yılmaz, Şengül ve ark. 2002). Diyabetik bireylerde hücresel ve humoral yanıtta meydana gelen fonksiyon bozukluğuna bağlı olarak enfeksiyonlar ve tüberküloz daha sık görülmektedir. (Çolpan, 2005). Yirminci yüzyılın başlarında hastalar diyabetik ketoasidozdan kurtulmayı başarsalar da tüberkülozdan yaşamlarını yitirmişlerdir (Çakmak, Yenigün, Karagenç ve ark. 2007). Pek çok çalışmaya göre diyabetik hastalarda tüberküloz enfeksiyonunun normal popülasyona göre 2-4 kat fazla olduğu bildirilmiştir (Kim, Hong, Lew et al 1995; Masztalers ve Miller 1990; Pablos-Mendez, Blustein, Knirsch, 1997).
         Günümüzde tanısal tekniklerdeki gelişmeler ve etkin bir tedavinin varlığına karşın tüberküloz dünyada, ölüme ve kronik hastalığa yol açmaya devam etmektedir (Raviglione ve   O’Brien, 1998). Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Küresel Tüberküloz Kontrolü 2008 Raporu’na göre, 2006 yılında tahmin edilen yeni tüberküloz olgularının sayısı 9,2 milyon (100.000 nüfusta 139)’dur (Global Tuberculosis Control). Ülkemizde Verem Savaş Daire Başkanlığı 2007 Raporu’na göre 2005 yılında 20.535 hastaya tüberküloz tanısı konmuş olup bunların %91,3’ü yeni olgudur. Akciğer tüberkülozu oranı ise %73’tür (Gümüşlü, Özkara, Özkan ve ark.2007).
         Tüberkülozlu hastalarda diyabet insidansında artış saptanmamıştır. Ancak tüberküloz, diyabetli hastada kan şekeri regülasyonunu bozarak hiperglisemi ve insülin direncine neden olur. Diyabetli hastada ise, hastanın yaşı, diyabetin süresi ve şiddeti tüberküloz gelişimi için risk faktörleridir (Çolpan, 2005). On yıldan fazla süredir diyabeti olanlarda, kötü kontrollü diyabeti olanlarda, 40 yaşın üstündeki hastalarda, normal kilonun altındaki hastalarda tüberküloz riski daha da artmaktadır (Erdoğan ve Uzaslan, 2005).
         Diyabet ile tüberküloz ilişkisi değişik şekillerde yorumlanmıştır. Diyabetiklerde tüberküloza karşı direnç düşüklüğüne yol açan faktörler;
-          metabolizma bozuklukları,
-          retiküloendotelyal sistem yağlanması sonucu immünizasyon yetersizliği,
-          A ve C avitaminozu,
-          diyabetli bireylerin serumlarında bakterisid etkinin azalması,
-          hiperglisemide lökositlerin kemotaksi, yapışma ve fagositoz yeteneklerinin bozulmasıdır (Öz, 1998).
         Bu çalışmada, diyabet ile akciğer tüberkülozu arasındaki ilişkiyi belirlemek amaçlanmıştır.                
 
Gereç ve Yöntem
         Çalışma retrospektif olarak yapılmıştır. Evreni, 2008 yılı Ocak- Aralık ayları arasında, Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Eğitim ve Araştırma hastanesinde kayıtlı toplam 1307 tüberküloz hasta dosyası oluşturmuştur. Örneklem sayısının hesaplanmasında aşağıdaki formül uygulanmıştır.
 
            Nt²pq
n=   
d²(N-1)+t²pq
 
N: Evrendeki birey sayısı
 n: Örnekleme alınacak birey sayısı
 p: İncelenen olayın görülüş sıklığı
 q: İncelenen olayın Görülmeyiş sıklığı
 t: Belirli serbestlik derecesinde ve saptanan yanılma düzeyinde t tablosundan bulunan teorik değer
 d: Olayın görülüş sıklığına göre yapılmak istenen +_ sapma
 
 
                 (1307)(1.96)²(0.20)(0.80)
n=
          (0.05)²(1307-1)+(1.96)²(0.20)(0.80)
 
 n=207 Toplanması gereken toplam olgu miktarı     
        Elde edilen olgu sayısı (207) minimum olacak şekilde, kurum arşivinden rastgele seçilen 408 tüberküloz hasta dosyası örneklem olarak belirlenmiştir. Hastaneye başvuruları sırasında diyabet öyküsü bulunan ve insulin tedavisi ve/ veya oral antidiyabetik tedavi alan ya da açlık kan şekeri 126 mg/dl’ den yüksek bulunarak antidiyabetik tedavi başlanan hastalar diyabet kabul edilmiştir. Tüberküloz tanısı ise, pozitif yayma ve / veya pozitif kültüre göre belirlenmiştir.          
         Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından oluşturulan hastaların sosyo-demografik ve klinik özelliklerini içeren 12 sorudan oluşan veri toplama formu ile toplanmıştır. Hastanın klinik özelliklerini belirlemek amacıyla, ne kadar süredir tüberküloz hastası olduğu, tüberküloz tedavisine başlama zamanı, tüberküloz hastalığından dolayı hastaneye yatış sıklığı, tüberküloz hastalığı dışında başka bir hastalığı olup olmadığı sorgulanmıştır. Ayrıca diyabetin mi yoksa tüberkülozun mu önceden mevcut olduğu ya da ikisinin beraber mi ortaya çıktığı; diyabeti önce olanlarda tüberkülozun kaç yıl sonra ortaya çıktığı; tüberkülozu önce olanlarda da diyabetin kaç yıl sonra ortaya çıktığı araştırılmıştır. Diyabetin tipi ve diyabet tedavisi alma durumu ile tüberküloz hastası olma arasındaki ilişki de değerlendirilmiştir. Veriler, hastane arşivinde bulunan hasta dosyalarının araştırmacı tarafından incelenmesiyle elde edilmiştir. Araştırmanın yapılabilmesi için ilgili kurumun etik kurulundan araştırma öncesi gerekli yazılı onay alınmıştır. Elde edilen veriler bilgisayarda SPSS 11.5 paket programıyla yüzdelik ve aritmetik ortalama testleri kullanılarak değerlendirilmiştir.
 
Bulgular
      Araştırma sonucunda olguların yaş ortalaması 44.10±17.67 yıl olup olguların yarısından fazlasını (%82.6) erkek hastalar oluşturmaktadır. Olguların %48.5’i 0-1 aydır tüberküloz hastasıdır ve %70.3’ü tüberküloz nedeniyle hastaneye ilk kez yatmıştır. %85.5 olgunun tüberküloz tedavisi hastaneye yattıktan sonra başlamıştır. Çalışmamızda olguların %34.3’ünün (140) ilave kronik hastalığı olup, bu hastaların %16.4’ünün (67) diyabet, %10.3’ünün (42) hipertansiyon, %7.6'sının (31) akciğer, %7'sinin (28) kalp, böbrek ve kanser hastası olduğu belirlenmiştir. Diyabetli olguların %35.8’inin 5 yıldan fazla süredir diyabet hastası olduğu bulunmuştur Çalışmamızda olguların % 68.7’sinin (46) diyabetinin tüberküloz hastası olmadan önce, % 19.4 (13)’unun tüberkülozla birlikte % 11.9 (8)’ unun ise tüberküloz olduktan sonra ortaya çıktığı saptanmıştır. Aynı zamanda diyabetli hastaların %92.5'inin (62) Tip 2 diyabetli olduğu ve diyabet tedavisi gördüğü belirlenmiştir. Çalışmamızda diyabetli hastaların %53.7'si (36) insülin ve %38.8'i (26) oral antidiyabetik tedavisi almaktadır (Tablo 2).
Tablo 1. Diyabeti Olan ve Olmayan Akciğer Tüberkülozlu Olguların Özellikleri (N:408)

 

 
Diyabeti Olan Tüberküloz Olgusu
Diyabeti Olmayan Tüberküloz Olgusu
n(67)
%
n(341)
%
Yaş (Ortalama)
54.5±10.0
41.8±18.2
Cinsiyet
Erkek
52
77.6
 
285
 
83.6
Kadın
15
22.4
56
16.4
Tüberküloz hastalığı süresi
0-1 ay
 
 
31
 
 
46.3
 
 
168
 
 
49.3
2-3 ay
17
25.4
90
26.4
4-6 ay
10
14.9
48
14.1
7-12 ay
3
4.5
18
5.3
12 aydan fazla
6
9.0
17
5.0
Tüberküloz hastalığından dolayı yatış sıklığı
İlk yatış
 
 
 
46
 
 
 
68.7
 
 
 
241
 
 
 
70.7
Tekrar yatış
21
31.3
100
29.3

 

 
Tablo 2. Diyabeti Olan Tüberkülozlu Hastaların Diyabete İlişkin Özellikleri

 

 
n(67)
%
Diyabetin varlığı
 
Tüberkülozdan önce
 
 
46
 
 
68.7
Tüberküloz ile birlikte
13
19.4
Tüberkülozdan sonra
8
11.9
Diyabetin Tipi
Tip 1
 
5
 
7.5
Tip 2
62
92.5
Diyabet tedavisi alma durumu
Evet
 
 
62
 
 
92.5
Hayır
5
7.5
Diyabet tedavi şekli
Oral antidiyabetik ajan
 
26
 
38.8
İnsülin
36
53.7
Diğer
5
7.5

 

 
Tartışma
         Dünyada tüberküloz hastalarının %80’i 15-49 yaş arasında (Özkara, Aktaş, Özkan ve ark. 2003), ülkemizde ise çoğunluğu (% 64.0) 15-44 yaş arasındadır (Anğ ve Uzun, 1998). Tüberküloz hastalığı erkeklerde kadınlara oranla iki kat fazla görülmektedir (Çil, 2001). Çalışmamızda akciğer tüberkülozu hastaların yaş ortalaması 44.10±17.67 yıl olup yarısından fazlasını (%82.6) erkek hastalar oluşturmaktadır. Erken yaşlarda alınan tüberküloz basilinin, orta yaşlarda özellikle erkek bireylerde, sigara, alkol kullanımının fazla olması, çalışma koşullarının daha güç ortamlarda olması gibi olumsuz koşullara bağlı aktif hale gelmesi tüberküloz görülme sıklığını artırmaktadır. 
         Diyabet vücut savunma mekanizmalarını olumsuz yönde etkileyerek enfeksiyonların gelişmesini kolaylaştırıp, daha farklı ya da agresif seyretmesine neden olabilmektedir (Göksel, Çok, Karakuş ve ark. 2002). Koziel (1995), diyabetin alt solunum yolu enfeksiyonlarında bağımsız bir risk faktörü olduğunu, tüberküloz, stafilokok ve gram (-) bakteri enfeksiyonları sıklığını artırdığını belirtmektedir. Başka bir çalışmada da diyabetin, tüberkülozun ortaya çıkmasında önemli bir risk faktörü olduğu belirtilmiştir (Yamagishi, Sasaki, Yagi et al 2000).      
         Çalışmamızda olguların %48.5’i 0-1 aydır tüberküloz hastasıdır ve %70.3’ü tüberküloz nedeniyle hastaneye ilk kez yatmıştır. Ünalan, Baştürk, Soyuer ve ark. (2007) çalışmasında da araştırma kapsamına alınan 196 aktif olgunun 176’sının (%89.8) yeni olgu, 16’sının (%8.2) relaps, 4’ünün (%2.0) tedaviye ara verip dönen olgu olduğu ve aktif olguların %59.2'sinin 1-3 aydan beri tedavi gördüğü tespit edilmiştir (Ünalan, Baştürk, Soyuer ve ark. 2007).
         Eşlik eden bazı tıbbi durumlar (slikozis, son dönem böbrek hastalığı, diyabet) enfekte kişilerde tüberküloz hastalığının gelişme riskini artırmaktadır. Bu durumların bilinmesi tüberküloza karşı koruyucu önlemlerin alınması için gereklidir (Göksel ve Sabri, 2001). Çalışmamızda olguların %34.3’ünün (140) ilave kronik hastalığı olup, bu hastaların %16.4’ünün (67) diyabet, %10.3’ünün (42) hipertansiyon, %7.6'sının (31) akciğer, %7'sinin (28) kalp, böbrek ve kanser hastası olduğu belirlenmiştir. Benzer şekilde Törün, Güngör, Özmen ve ark. (2005) çalışmasında 419 akciğer tüberkülozlu olgunun 67 (%16)’sinde diyabet belirlenmiştir. Aynı kurumda yapılan başka bir çalışmada da diyabetin hem yaşlı hem de gençlerde tüberküloza en sık eşlik eden hastalık olduğu; 60 yaş üstü tüberküloz hastalarının %52.2'sinde ek hastalık olduğu, bunların %34.7'sini diyabet, %43.4'ünü konjestif kalp yetmezliği oluşturduğu belirtilmiştir (Arınç, Arınç, Özvaran ve ark. 2005). Ünalan ve ark. (2007) çalışmasında da tüberküloza en sık eşlik eden hastalıkların, aktif olgularda diyabet (%8.2), hipertansiyon (%7.7) ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (%5.1) iken, inaktif olgularda hipertansiyon (%11.1), kronik obstrüktif akciğer hastalığı (%7.4) ve diyabet (%7.4) bulunmuştur. Çin’de yapılan çalışmada ise tüberküloz hastalarının %2.3’ünde diyabet bulunmuştur (Liu, 1989).
         Çalışmamızda diyabeti olan tüberküloz olgularının yaş ortalaması 54.5±10 olup %77.6’sı erkektir. Benzer şekilde Arınç ve ark. (2005) çalışmasında diyabeti olan tüberküloz hastalarının yaş ortalaması 53.6 olarak verilmiştir. Yamagishi ve ark. (2000) çalışmasında, tüberküloz diyabet birlikteliği kadınlara göre erkeklerde iki kat fazla bulunmuştur. Aynı çalışmada, diyabetin komplikasyonu olarak belirtilen tüberkülozun erkeklerde 40-50 yaşları arasında, kadınlarda ise 60 yaşlarında pik yaptığı gösterilmiş ve diyabetli olgularda 12 yıl içerisinde tüberküloz artışı olduğu saptanmıştır.
         Diyabetiklerde tüberküloz izlenme oranının aynı yaş ve sosyal durumdaki normal topluluğa göre daha yüksek olduğu bildirilmektedir. Artan gliserolün patojen tüberküloz basillerinin büyümesini artırdığı belirtilmiştir (Şenyiğit, Işık, Coşkunsel ve ark. 1997).Çalışmamızda diyabetli olguların %35.8’inin 5 yıldan fazla süredir diyabet hastası olduğu saptanmıştır. Şenyiğit, Söker, Asan ve ark. (2002) çalışmasında da diyabetli olgularda hastalık süresine bağlı olmadan solunum fonksiyonlarında restrüktif tipte bozukluğun erken yaşlarda bile saptanabileceği belirlenmiştir. Bunun nedeni olarak, diyabetin tüm sistemleri etkileyen bir hastalık olduğunu düşünmekteyiz.         
         Diyabetiklerde tüberküloz sık görüldüğü gibi, tüberküloz hastalarında da diyabet normal popülasyona göre daha sıktır. Fakat genel kanı diyabetin daha önce başladığıdır (Öz, 1998). Kronik hastalık, uygulanan tedaviler ve enfeksiyonlar diyabetin belirgin hale gelmesine yol açabilmekte ya da seyrini olumsuz yönde etkileyebilmektedir (Göksel ve ark. 2002). Çalışmamızda olguların % 68.7’sinin (46) diyabetinin tüberküloz hastası olmadan önce,         % 19.4(13)’unun tüberkülozla birlikte % 11.9 (8)’ unun ise tüberküloz olduktan sonra ortaya çıktığı saptanmıştır. Başka bir çalışmada da diyabet ve tüberkülozun birlikte görülme insidansı %12.3 bulunmuştur (Bacakoğlu, Başoğlu, Çok ve ark. 2001). Literatürde, diyabetiklerde tüberküloz görülmesi ile birlikte diyabeti düzenlemenin aşırı derecede zorlaştığı belirtilmektedir (Öz, 1998).
         Çalışmamızda tüberküloz diyabet birlikteliği olan hastaların %92.5'inin (62) Tip 2 diyabetli olduğu belirlenmiştir. Bir çalışmada tüberkülozun eşlik ettiği diyabet formunun %91.5’ini Tip 2 diyabetli hastalar oluşturmuştur ( Maalej, Belhaoui, Bourguiba et al 2009).  Olmos, Donoso, Rojas ve ark. (1989) tarafından yapılan çalışmada 1529 diyabetli hastada tüberküloz gelişme riski Tip 1 diyabetlilerde %24.2, Tip 2 diyabetlilerde ise %4.8 bulunmuş olup, tip 1 diyabetli hastalarda riskin, 40 yaşın altındaki normal populasyonla karşılaştırıldığında 38 kat fazla olduğu saptanmıştır.
         Kötü kontrollü diyabetik hastalarda özellikle Tip 1 diyabette tüberkülozun reaktivasyon riski yüksektir (Erdoğan ve Uzaslan, 2005). Tip 1 diyabetli çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmada da pozitif PPD düzeyleri, çocukluk çağı için bildirilen oranlardan yüksek bulunmuş ve sonuç olarak tip 1 diyabetli çocukların ve gençlerin tüberküloza karşı aşılanmaları ve tüberküloz enfeksiyonu açısından belirli aralarla PPD testi ile tarama yapılması uygun olduğu belirtilmiştir (Baş, Yılmaz, Eryılmaz ve ark. 2001).
         Tüberküloz diyabet birlikteliğinde hastanın diyet tedavisinde günlük kalori verilir yani diyabet diyeti uygulanmaz ve glisemi oral antidiyabetik ilaçla veya insulin ile kontrol edilir. Tedavi süresince kan şekeri sık sık kontrol edilmelidir (www.7gunsaglik.com/tuberkuloz-tedavisini-etkileyen-durumlar-html). Çalışmamızda olguların %92.5'inin (62) diyabet tedavisi gördüğü; %53.7'si (36) insülin ve %38.8'i (26) oral antidiyabetik tedavisi aldığı saptanmıştır.
                    
Sonuç ve Öneriler
         Akciğer tüberkülozu olan hastalarda diyabet diğer hastalıklara oranla yüksek   görülmektedir. Diyabet ve tüberküloz birlikteliği hastalığın kontrolünü güçleştirmekte, bireyin günlük yaşam aktivitelerini yerine getirmede kısıtlamalara yol açmaktadır. Bu nedenle sağlık profesyonelleri aktif akciğer tüberkülozu tanısı konulan hastaların diyabet açısından anamnezlerine dikkat etmeli, düzenli aralıklarla rutin kan şekeri ölçümü yapılmasını sağlamalı, uzun süredir diyabeti olan hastaları her kontrole gelişlerinde tüberküloz açısından değerlendirmelidir.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
KAYNAKLAR
1.      American Diabetes Association (ADA 2009) Standarts of medical care in diabetes - 2009. Diabetes Care, 32 (supplement 1), 13-61.
  1. Anğ, Ö., Uzun, M. (1998) Türkiye’de Tüberkülozun Son Durumu, Klimik Dergisi, 11(1), 3-5.
3.      Arınç, S., Arınç, B., Özvaran, MK., Uzman, Ö., Baran, R. (2005) Akciğer Tüberkülozlu Yaşlı ve Genç Olguların Değerlendirilmesi, Solunum Hastalıkları, 16, 119-126.
  1. Bacakoglu, F., Basoglu, OK., Çok, G., Sayıner, A., Ateş, M. (2001) Pulmonary Tuberculosis in Patients With Diabetes Mellitus, Respiration, 68, 595-600.
  2. Baş, F., Yılmaz, S., Eryılmaz, S., Darendeliler, F., Oğuz, F., Bundak, R., Saka, N., Günöz, H. (2001) Tip 1 Diyabetli Çocuklarda PPD (Tüberkülin Deri) Testi Yanıtının ve Tüberküloz İnfeksiyonu Sıklığının Değerlendirilmesi, 64(4), 255-259.
  3. Çakmak, G., Yenigün, M., Karagenç, C., Sar, F., Sağlam, Z., Ataoğlu, E., Saler, T., Demir, T. (2007) Diyabetik Bireylerde Tüberkülin Deri Testinin Değerlendirilmesi, Akciğer, 13(1), 22-26.
  4. Çil, A. (2001) Akciğer Tüberkülozlu Hastalarda Tedaviyi Etkileyen Faktörlerin İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, İstanbul (Danışman:Prof. Dr. N. Olgun).
  5. Çolpan, A. (2005) Diyabetik Hastalarda Üriner Sistem, Solunum Sistemi ve Karıniçi İnfeksiyonları, Klimik Dergisi, 18(1), 14-16.
  6. Erdoğan, B., Uzaslan, E. (2005) Diyabet ve Akciğer, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, 31(1), 71-74.
  7. Global tuberculosis control: surveillance, planning, financing. WHO report 2008. Geneva. World Health Organization (WHO/HTM/TB/2008.393).
11. Göksel, T., Çok, G., Karakuş, H., Güzelant, A., Bayındır, Ü. (2002) Diabetes Mellitusun Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı Ataklarının Seyri Üzerindeki Etkisi, Türk Toraks Dergisi, 3(1), 26-30.
12. Göksel, K., Sabri, E. (2001) Tüberkülozdan Korunma, Türk Toraks Dergisi, 2(1), 85-90.
  1. Gümüşlü, F., Özkara, Ş., Özkan, S., Baykal, F., Güllü, Ü. (2007) Türkiye’de Verem Savaşı 2007 Raporu, T.C. Sağlık Bakanlığı Verem Savaşı Daire Başkanlığı, Ankara.
  2. Kim, SJ., Hong, YP., Lew, WJ., Yang, SC., Lee, EG. (1995) Incidence of Pulmonary Tuberculosis Among Diabetics, Tuber Lung Dis., 76, 529-533.
  3. Koziel, H., Koziel, MJ. (1995) Pulmanary Comlications of Diabetes Mellitus, Pneumonia, Infect Dis Clin North Am, 9(1), 65-96.
  4. Liu, CY. (1989) Pulmonary Tuberculosis and Diabetes Mellitus. A Clinical Analysis of 42 Cases, Zhonghua Jie He He Hu Xi Za Zhi, 12(5), 288-289.
  5. Maalej, S., Belhaoui, N., Bouguiba, M., Mahouachi, R., Chtourou,A., Taktak, S., Fennira, H., Slim, L., Kheder, AB., Drira, I. (2009) Pulmonary Tuberculosis and Diabetes Retrospective Study of 60 Patients in Tunisia, La Presse Medicale, 38(1), 20-24.
  6. Masztalers, J., Miller, M. (1990) The Role of Diabetes as a Factor for Increased Risk of Infection With Tuberculosis, Pneumonol Pol., 58, 378-385.
  7. Olmos, P., Donoso, J., Rojas, N., Landeros, P., Schurmann, R., Retamal, G., Meza, M., Martinez, C. (1989) Tubeculosis and Diabetes Mellitus: A Longitudinal-Retrospective Study in a Teaching Hospital. Rev med Chil, 117. 979- 983.
  8. Öz, H. (1988) Diabetes Mellitus ve Akciğer Tüberkülozu İlişkisi, Uzmanlık Tezi, Sosyal Sigortalar Kurumu Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Merkezi, İstanbul, (Danışman:Prof. Dr. O. Öğer).
  9. Özkara, Ş., Aktaş, Z., Özkan, S., Ecevit, H. (2003) Türkiye’de Tüberkülozun Kontrolü İçin Başvuru Kitabı. T.C. Sağlık Bakanlığı Verem Savaşı Daire Başkanlığı, Ankara.
  10. Pablos-Mendez, A., Blustein, J., Knirsch, CA. (1997) Therole of Diabetes Mellitus in the Higher Prevalence of Tuberculosis Among Hispanics, Am J Public Health, 87, 574-579.
  11. Raviglione, MC., O’Brien, RJ. (1998) Tuberculosis, In: Harrison’s Principles of Internal Medicine. Eds: Fauci AS, Braunwald E, Isselbacher KJ et al. New York, McGraw-Hill, 1004-1013.
24. Satman, İ., Yılmaz, T., Şengül, A., Salman, S., Salman, F., Uygur, S., ET AL. (2002) Risk Characteristics in Turkey Result of the Turkish Diabetes Epidemiology Study (TURDEP) Diabetes Care, 25, 1551-1556.
25. Şenyiğit, A., Söker, M., Asan, E., Leblebici, H. (2002) Tip 1 Diyabetli Çocuklarda Solunum Fonksiyonlarında Saptanan Bozukluklar İle Bunun Diyabet Kontrolü ve Hastalık Süresi İle İlişkisi, Tüberküloz ve Toraks Dergisi, 50(3), 351-357.
26. Şenyiğit, A., Işık, R., Coşkunsel, N., Özateş, M., Özbay, B., Anık, B. (1997) Akciğer Tüberküozlu 441 Vakanın Retrospektif Olarak İncelenmesi, Solunum Hastalıkları, 2, 203-215.
  1. Törün, T., Güngör, G., Özmen, İ., Bölükbaşı, Y., Bıçakçı, B., Çelik, B., Gündüz, G. (2005) Diyabet ve Tüberkülozu Olan Hastaların Klinik ve Radyolojik Özellikleri, Solunum, 2(7), 145-148.
  2. Ünalan, D., Baştürk, M., Soyuer, F., Ceyhan, O., Öztürk, A. (2007) Tüberkülozlu Hastalarda Depresyonun Yaşam Kalitesi Üzerine Etkisinin Aktif, İnaktif ve Kontrol Gruplarında Belirlenmesi, Klinik Psikiyatri, 10, 113-124.
  3. Yamagishi, F., Sasaki, Y., Yagi, T., Yamatani, H., Kuroda, F., Shoda, H. (2000) Frequency of Comlication of Diabetes Mellitus in Pulmonary Tuberculosis, Kekkaku, 75(6), 435-437.
  4. www.7gunsaglik.com/tuberkuloz-tedavisini-etkileyen-durumlar-html (Erişim tarihi: 12.08.2009)
  •   31 Mar 2018 Cmt
  •   186

MAKALE YORUMLARI

Bu Makaleye Henüz Yorum yapılmamış. İlk sen yorum yap..

YORUM YAPINIZ

* Yorumlarınız kontrol edildikten sonra yayımlanacaktır

 
 
 
 
 

Son Haberler

Boyu 2 metre olan hermafrodit hastası Serap için açıklama