Kanıta Dayalı Hemşirelik (2)

Hemşirelik Araştırmaları ve Hemşirelik Uygulamaları Arasındaki Boşluğun Doldurulması Açısından Kanıta Dayalı Hemşirelik (2)

      Kanıta dayalı hemşirelik ile ilgili bölüm başlıklarına geçmeden ve istatistiksel yöntemlere değinmeden önce konunun anlamını açıklayan ve daha sonra ele alınacak kavramların birbirleriyle olan ilişkisinin kurulması için gerekli olan bir kaç belge hazırlamayı planladım. Çünkü içi fikren doldurulmamış kavramlara ilişkin yöntemlerin sunulmasının ve “bilimsel” nitelikteki bilgi birikiminin, hedeflenen amaçlara ulaşmada yeterli olmayacağını düşünüyorum. 12 Mayıs 2006 Hemşirelik Gününde yayınlanan ilk yazıyı okuduysanız ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Çağdaş akıl toplumlarının ve üyelerinin temel özelliklerinden birisi, herhangi bir konuda bilgi sahibi olmadan fikir yürütmemektir. Bilgiye hazır kaynaklardan ulaşılmakta, bu bilgilerin geçerliliği eleştirel bir biçimde değerlendirmekte ve eğer bir konuda bilgi eksikliği varsa yenileri üretilmektedir. Bilgiyi üretirken izlenen yol, ortaya bir sav atmak ve daha sonra bilimsel yöntemlerle bu savın doğruluğunu ispatlamaktan, yani araştırma yapmaktan ibarettir. Doğal olarak üretilen bilginin paylaşılması ve yaygınlaştırılması da bir sonraki aşamada atılması gereken adımdır. 

      Hepinizin çok farklı eğitim süreçlerinden geçerek mesleğe adım attığınızı biliyorum. 1980’li yıllardan sonra tıp eğitiminde yaşanan değişimler nasıl doktorların eğitim süreçlerini etkilediyse, sizler de aynı şekilde etkilendiniz. Bazı okullarda kütüphanenin olmadığını ve olsa bile hemşirelikle ilgili hemen hemen hiçbir bilimsel yayının ulaşmadığını, bazı il merkezlerinde eğitimin bir parçası olan hemşirelik uygulamalarının; yoğun bakım, onkoloji servisi ve kalp damar cerrahisi bölümleri olmayan hizmet hastaneleri aracılığıyla edinilmeye çalışıldığını biliyorum. Ama bu koşulların değişebilmesinin önemli bir yolu da hemşirelik mesleği ve uygulamaları ile ilgili bilimsel verilerin edinilmesinden geçiyor. 

      Uzun yıllardan beri geçerli araştırma sonuçlarının hemşirelik uygulamalarına yansıtılmasında sıkıntı çekildiği bilinmektedir. Hemşirelik alanındaki araştırma sayısı ve bilgi birikimi adeta patlama şeklinde artış göstermektedir. Bazı hemşirelik uygulamalarının hasta sonuçlarını son derece olumlu bir şekilde etkilediği kanıtlanmaktadır. Öte yandan aynen hekimlik uygulamalarında olduğu gibi, “bilinen” ve “uygulanan” arasındaki boşluk bir türlü kapanmak bilmemektedir.

Bu boşluğun doldurulması ve bilgilerin etkili uygulamalara dönüşmesi için önerilen bazı yöntemler vardır; sürekli mesleki eğitim, davranış değişikliği stratejileri ve uygun etkinliklerin geliştirilmesi bu yöntemlerden bazılarıdır. Kanıta dayalı hemşirelik kavramının anlaşılması, benimsenmesi ve uygulamaya konulması bu boşluğun doldurulmasında en önemli yöntem olarak gözükmektedir.

      Son yıllarda giderek hekimlik ve hemşirelik uygulamaları birbirleriyle örtüşmeye ve birbirlerini her zamankinden daha fazla tamamlamaya başladı. “meslekler arası eğitim”, “çok disiplinli çalışma ortamları” giderek daha fazla gündeme getirilen kavramlar olurken, geleneksel olarak hekimlerin üstlendiği bazı görevleri hemşireler üstlenmeye başlamışlardır. Hekimlerin “tedavi ettikleri”, hemşirelerin ise “bakım sağladıkları” sanki kanıtlanmış bir bilgi olmasına karşın, bu konuda bile yapılmış bir bilimsel araştırma yoktur. Sunulan sağlık hizmetleri hekimler ve hemşireler arasında paylaşılmış olmasına karşın, bu alanda da araştırmaya dayanan kanıtlar yoktur. Üstelik sağlık hizmetleri son derece karmaşık sistemler gerektirmektedir ve içindeki hizmet birimlerini ayrıştırmak ve her birinin etkisini ölçümlemek çoğu kez olanaksızdır. İki hizmet şekli arasındaki en temel fark hizmetin sürekliliği açısından karşımıza çıkmaktadır. Hekimler sınırlı zaman dilimlerinde hasta ile temas ederken, hemşirelerle hastaların etkileşimi zamana yayılmaktadır. Lawler adlı araştırmacı, hastalarla hemşirelerin birlikte sağlık sorununun çözümü ile ilgili süreçlere“tutsak” düştüklerini yazmıştır. Hastalar ve hemşireler, hekimlerden farklı olarak, sağlık hizmetlerinin kısa ve orta vadeli sonuçlarına odaklanmakta ve bu deneyimlerini mümkün olduğu kadar olumlu sonuçlara dönüştürmek istemektedir. Hem sağlık hizmetlerinin uygulamasında hem de bu alanda yapılacak araştırmalarda hemşireliğe özgü önemli bir avantaj da gözükmektedir.Hemşireler Sosyal bilimlerin temel uğraş konuları olan “iyilik hali” ve “duygulanımlar” konusunda da araştırma yapmaya en yakın olan sağlık çalışanlarıdır. Hemşireler hastalık süreçleri boyunca, insanların biyolojik özellikleri ve sosyopsikolojik özelliklerini bir arada izleyen sağlık çalışanlarıdır. 

      
Hemşireliğin Ne Tür Kanıtlara Gereksinimi Var?
      Yukarıda tanımlandığı gibi hemşireliğin hem hastalıklar, hem hastaların vücutlarında meydana gelen değişiklikler, hem de onların sosyopsikolojik özellikleri ile ilgili kanıtlara, dolayısıyla da araştırmalara gereksinimleri vardır. Bu araştırmalara bir hemşire olmanın gerektirdiği bilgi ve deneyim de mutlaka katkıda bulunmalıdır. Hemşireler böylece hastalık süreçlerine ve hastalara, mesleki olan ve olmayan bilgi birikimleri ile yaklaşmak zorundadır.

      
Sorulara Uygun Olan Araştırma Tasarımının Belirlenmesi
      Sosyal bilimciler, fiziksel dünya gibi sosyal dünyanın da düzenli ve kendine özgü kuralları olan bir ortam olduğunu ve bu nedenle de sonuçlarını belirleyeceğimiz evrensel kuralları olduğuna inanmaktadır.Yine sosyal bilimciler ,sosyal dünyanın araştırmacıdan bağımsız bir objektif gerçeklik olduğunu, niceliksel olarak ölçümlenebildiğini ve tarafsız olarak yorumlanabileceğini söylemektedirler.Diğer bir yaklaşım da yorumculuk/doğalcılık anlayışına uygun olan anlayıştır. Bu yaklaşımda da olaylar oldukları gibi, yorumlanmadan incelenir ve araştırılırlar. Bu tür araştırmalarda, gerçeğin bir parçası değil tümü aydınlatılmaya çalışılır. Bu araştırma yöntemleri, kendilerini birden bire hasta hisseden, kronik sağlık sorunları veya ölümle karşı karşıya olan hastaların ve ailelerinin sorunlarını araştırmak açısından en uygun araştırma yöntemleridir. 

      Hastalıkların nedenleri, prognozları ve tedavi/bakım süreçlerinin etkililik derecesi bilimsel yöntemlerle araştırılması gereken konulardır. Örneğin, intravenöz kateter yerleştirildikten sonra tromboflebit veya enfeksiyon gelişmesi en çok kaygı duyulan iki sorundur. Bu nedenle hemşireler, intravenöz kateterlerin yerleştirilmesi ve pansumanı ile ilgili yapılmış randomize klinik çalışmalardan elde edilen sonuçlara ulaşmak isteyebilirler. Günü birlik cerrahi biriminde çalışan hemşireler, bu birimlerin gerçekten maliyet etkin olup olmadığını araştırmak isteyebilirler. O zaman bazı soruların yanıtlarını araştırırlar; Günü birlik cerrahi maliyet etkin midir? Hastaneye erken dönüş oranları nelerdir? Hemşirelik açısından bu tatminkar bir tedavi yöntemi midir? 

      Özetle değişik soruların yanıtlanabilmesi için değişik araştırma tasarımları yapılması gerekmektedir. Hiçbir araştırma tasarımının bir diğerine üstünlüğü yoktur, önemli olan doğru olanı seçebilmektir. 

      
Hemşirelik İçin Uygun Olan Araştırma Tasarımları
      Daha önce ele alınan konulardan açıkça anlaşılabileceği gibi hemşirelik,??? mesleği ve uygulamaları ile ilgili olarak karşılaştığı soruların yanıtlanması için son derece çeşitli araştırma yöntemlerinden yararlanmak zorundadır. Günümüzde hemşirelik alanında kullanılan araştırma yöntemleri bu gerçeği yansıtmaktadır; yelpazenin bilimsel ucunda randomize kontrollü çalışmalar ve gruplandırma (cohort) araştırmaları yer alırken diğer ucunda etnografi ve fenomenoloji yer almaktadır.

      
Kanıta Dayalı Hemşirelik Potansiyelinin En Üst Düzeye Çıkartılması 
Mesleğin tanımı ve meslekle ilgili uygulamalarda kanıta dayalı hemşirelikten en yüksek oranda yararlanılabilmesi için:

1) Hemşireler kendileri ile ilgili kanıtların üretilmesinde sorumluluk almalıdırlar. Hemşirelikteki araştırma alanları ve kullanılacak araştırma yöntemleri son derece çeşitlidir. Başka bir deyişle herkese yetecek kadar araştırma konusu vardır.
2) Hemşireler bilimsel, niceliksel araştırma yöntemleri konusundaki çekingenliklerini ve önyargılarını terk etmelidirler. Oluşmuş kanıtları eleştirebilecek ve kendileri araştırma tasarlayabilecek bilgi ve beceri donanımına sahip olmalıdırlar.
3) Sağlık hizmetlerinin sosyolojik/psikolojik yönleri ile ilgili araştırma yöntemlerini de öğrenmeli ve bu alanda da kanıtlar toplamalıdırlar.
4) Kanıta dayalı hemşirelik kavramının bizzat kendisi ile ilgili araştırmalara da gereksinim duyulmaktadır. Özellikle kanıtların bilgi düzeyinden uygulama alanına aktarılmasındaki engellerin aşılması son derece ilginç araştırma alanlarından birisidir.
5) Fizyolojik ve biyokimyasal değerler gibi ölçümlemesi göreceli olarak kolay olan yöntemlerle yapılan araştırmalar, sağlık alanındaki araştırma konularının sadece bir kısmını kapsamaktadır.. Çok daha zor olan sosyopsikolojik sorunların irdelenmesine yönelik araştırmalara hemşirelik öncülük edebilir.
6) Çok disiplinli sağlık hizmetleri, özellikle de kronik hastalıkların bakım süreçleri ile ilgili olanlar, günümüzde önemli araştırma alanlarından birisidir.
7) Hemşireler kendi eğitim süreçleri, çalışma koşulları ve mesleki doğruları ile ilgili araştırmaları üretmek zorundadır. Cinsiyet farklıklarının yarattığı sorunlar da, yine hemşireliğin araştırma konularından birisidir.

      Kanıta dayalı hemşirelik konusunda düşünülebilecek en önemli yanılgı ise bu kavramın tümüyle akademik bir etkinlik olarak algılanmasıdır. Kanıta dayalı hemşirelik uygulamalarının benimsenmesi bütün kurumlar için bir öncelik olmalıdır ,çünkü, kanıta dayalı hemşirelik doğrudan tedavi/bakım süreçlerinin niteliğinin, güvenliğinin ve hasta sonuçlarının belirlenmesinde önemli bir faktördür. Dolayısıyla kanıta dayalı hemşirelik uygulamalarının felsefesinin anlaşılması ve kurum kültürü haline dönüşmesi konusunda sağlık kuruluş ve kurumlarının yönetimlerine büyük sorumluluk düşmektedir.

  •   31 Mar 2018 Cmt
  •   90

MAKALE YORUMLARI

Bu Makaleye Henüz Yorum yapılmamış. İlk sen yorum yap..

YORUM YAPINIZ

* Yorumlarınız kontrol edildikten sonra yayımlanacaktır

 
 
 
 
 

Son Haberler

Prematüreleri "uyutup büyüten" proje geliştirdiler