Sağlık Hizmetleri Güvenlimi ?

Bu son derece özgün ve esprili örnek, sağlık çalışanlarının konuya yaklaşımını özetlemektedir. Her bir çalışan son derece iyi niyetle, titizlikle ve öğrendiklerini uygulayarak çalıştığı için, genel anlamda sistemin ve hastaların sistem içindeki güvenliğinden sorumlu olduğunu hiçbir şekilde düşünmemektedir. Hele yaptıklarının ve uygulamalarının hataya dönüşebileceğini aklından bile geçirmemektedir. Geri kalan güvenlik sorunları için de zaten güvenlik görevlileri kapıda beklemektedir. 

      Dünyanın en karmaşık hizmet sektörü olarak da tanımlanan sağlık hizmetlerinin baş döndürücü gelişimi sonucunda bütün dünyada çok önemli güvenlik sorunları yaşanmaya başlanmıştır. Sık aralıklarla manşete taşınan “yanlış uzvun kesilmesi”, “safra kesesi ameliyatı için yatan hastanın kalın bağırsağının çıkarılması”, “doğumdan sonra bebeğin yanlış aileye teslim edilmesi”, “anestezi uygulaması sırasında beyine oksijen gitmemesi sonucu beyin hasarı oluşması”, “hastane içinde oluşan düşmeler sonucu sakatlık hatta ölüm gelişmesi”, “basit bir işlem nedeniyle hastaneye yatan bir hastanın dirençli bir hastane enfeksiyonu sonucu yaşamını kaybetmesi”, “enfeksiyon etkeni içeren kan ve kan ürünlerinin nakli sonucu gelişen AİDS ve hepatitler” ve “hatalı laboratuar ve patoloji sonuçlarına bağlı yanlış tanı ve tedaviler” bir lahzada akla gelen son derece çarpıcı örneklerdir. Bu konuda yazılan en önemli kitaplardan birisi olan “To Err Is Human - Hata İnsana Mahsustur” adlı kitap da bu anlayışı ön plana çıkaran bir başlık kullanmıştır. Çünkü hatalar insanların niyetleri ne kadar iyi olursa olsun, bilgi ve tecrübeleri ne kadar fazla olursa olsun gelişebilmektedir. Başka bir deyişle hatalar bireylerin eylemlerinden kaynaklansa bile büyük çoğunlukla nedenleri bireyler değildir. 

      Uçağa bindiğinizde şu şekilde bir iç anons başladığını düşünün “Sayın yolcularımız, uçağımıza hoş geldiniz. Kalkış sırasında pistten çıkma olasılığımız %5, bagaj kapısının açık unutulması nedeniyle düşme olasılığımız %3, havada yakıtımızın bitme olasılığı %0.1, kabin basıncı düşerse oksijen desteği sağlanamama olasılığı %10 ve bu koşullarda yere sağ salim inme olasılığımız %86’dır”. Yolcuların anında uçağı terk edeceği açıktır. Çernobil felaketini anımsamayan yoktur. Benzer felaketlerin her ay tekrarladığını düşünün, şu anda dünyamız nasıl bir yer olurdu? Havacılık endüstrisi de, nükleer santraller de insan faktörünün önemli görev ve sorumluluk üstlendikleri sistemlerdir. Sağlık hizmetleri ve ilişkili endüstriden farklı olarak, bu iki örnekte sıfır hatayı hedefleyen çok önemli güvenlik önlemleri başarıyla uygulanmaktadır. Aradaki en önemli fark; sistem güvenliğinin sağlanmasından önce sistem sonra bireylerin sorumlu olmasıdır. Başka bir deyişle “sıfır hatayı” hedeflemek için sistem güvenliğini ön plana çıkarmak gerekmektedir.

      Yukarıda örnekleri verilen korkunç hatalar sadece haberlere konu olmamakta ve mahkemelere de yansımaktadır. Bu nedenle açılan “mesleki sorumluluk” davaları da yeni bir iş alanının gelişmesine yol açmıştır. “Zorunlu mesleki sorumluluk sigortası” uygulaması konusundaki yasal düzenlemeler güncel tartışma konularından birisidir. Bu tür ceza uygulamalarının en yaygın şekilde uygulandığı ülkelerin başında gelen Amerika Birleşik Devletlerinde yarım yüzyıl sonunda varılan nokta şu olmuştur; bu tür davalar hataların oluşmasını önlememektedir. Davalar nedeniyle sağlık hizmetlerinin maliyetlerinde belirgin artışlar olmaktadır. Dava süreçleri hem davalı hem de davacı açısından son derece olumsuz, bazen de kalıcı olan psikolojik etkiler göstermektedir. Aynı yoldan bir kez daha gidip zaman, para ve her şeyden önemlisi insan sağlığı veya hayatı kaybetmenin hiçbir anlamı olmadığı açıktır. Kısacası cezai önlemler tıbbi hataların önlenmesi için çözüm sağlamamıştır.

      Aynı felaketlerin tekrarlamaması için sistemi planlı bir şekilde yeniden tasarlamak gerekmektedir. Amerika Birleşik Devletlerinde Institute of Medicine, “100,000 hayat kurtarmak” sloganıyla başlattığı projeyi sürekli olarak geliştirmektedir. İlk bulgular sağlık sistemindeki hatalardan kaynaklanan can kayıplarının AİDS ve trafik kazaları sonucu kaybedilen hayatlardan daha fazla olduğunu göstermiştir. Bir çok uluslararası kuruluş “hasta güvenliği”nin sağlanması konusundaki çalışmaları sürdürmektedir ve daha güvenli bir sağlık sistemi için sürekli olarak yeni öneriler geliştirmektedir.

      Bırakın güvenlik görevlileri görevlerini yapmaya devam etsinler ama daha güvenli bir sağlık sistemi için; potasyum içeren ampulleri el altından kaldırmak, yatan hastaların kimliğini belirleyen bileklikler takmak, hastaları oda numaraları ile değil isim ve soyadları ile tanımlamak, ameliyat edilecek bölge veya uzvu daha önceden işaretlemek, birbirlerine benzeyen kutuları olan ilaçları birbirinden ayırt etmek için sistemler geliştirmek, hastaların reçete edilen ilaçları nasıl kullanacaklarını öğrenebilecekleri yöntemler geliştirmek, sadece gerekli olduğu zaman ve en az miktarda kan ürünü kullanmak, hastalara bakım vermeden önce el yıkamak, daha odasına bir yerleşmemiş hastaların ameliyathaneye aceleyle götürülmesi için baskı yapmamak, hastaların düşmesini engelleyecek politikaları geliştirmek çok daha etkili yöntemler olacaktır. Ancak en önemlisi, sağlık hizmetlerini hatasız hale getirmek için bireysel yeterliliğimiz konusunda gösterdiğimiz titizliği, sistem tasarımında da ortaya koyabilmektir.

  •   31 Mar 2018 Cmt
  •   147

MAKALE YORUMLARI

Bu Makaleye Henüz Yorum yapılmamış. İlk sen yorum yap..

YORUM YAPINIZ

* Yorumlarınız kontrol edildikten sonra yayımlanacaktır