Türkiye’de ve Dünyada Sezaryen Doğum Oranı ve Normal Doğuma Yabancılaşma

Türkiye’de ve Dünyada Sezaryen Doğum Oranı ve Normal Doğuma Yabancılaşma, Korku ve Kaygıların En Aza İndirilmesinde Doğum Koçu (Doula) Etkisi Nedir?

 

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) gelişmiş ülkelerde sezaryen oranını %10-%15 aralığında olması gerektiğini savunmaktadır. Ülkemizde sezaryen doğum oranıyla ilgili TUİK’in yayınladığı raporda ise, sağlık verilerine göre 1998 yılında sezaryen doğum oranı %14 civarında iken 2002 yılında %21, 2007 yılında %42, 2010 yılında %49.7 , 2014 yılında %51 ve 2015 yılında %53 ile günümüzde %50 oranlarında kalarak dünyadaki en yüksek oran olarak görülmektedir. Ülkemizdeki sezaryen oranını bölgelere ve eğitim düzeyine indirgediğimizde ise bu oranın, batı ve güney bölgemizde en çok, güneydoğu bölgemizde ise ise daha az olduğunu görebiliriz. Kentsel kesimdeki oranın kırsal kesime oranla sezaryen doğumun daha fazla olduğunu bilmekle beraber bunu eğitim oranıyla da bağdaştırabiliriz. Anne ve babanın eğitim seviyesi yükseldiğinde sezaryen doğum oranının da yükseldiğini görüyoruz.

Bununla birlikte, Sağlık Bakanlığı ve OECD verilerine göre Türkiye’de 2016 yılında doğan 1 milyon 248 bin 41 bebekten, 676 bin 152’si sezaryen ile dünyaya gelmiştir. OECD rakamlarına bakıldığında Türkiye sezaryen doğum oranında dünyada birinci sırada olurken, ikinci sırada İtalya, üçüncü sırada İspanya ve bu ülkeleri İngiltere ve Fransa takip etmektedir.

 

Son yıllarda bu durumun WHO’nun belirttiği oran aralığında olması için gelişmiş ülkelerde normal doğuma teşvik edici geniş çalışmalar ve yine bu konuyla alakalı nitelikli eğitimler verilmeye başlanmıştır. Gelişmiş ülkelerdeki sağlık çalışanları, bu çalışmaların ne derece önemli olduğunu vurgulamakla birlikte, gerekli olan müdahalenin dışında, anne ve bebeğe yapılacak her müdahalenin risk taşıdığını belirtiyor.

Günümüzdeki birçok kadın, yabancılaştığı doğum deneyiminden hiçbir araştırma yapmaksızın, korku ve endişeler nedeniyle uzaklaşmakta ve sezaryen doğumu tercih etmektedir. Bu korkuların temelinde, deneyimsizlik ve bilgi eksikliği baş göstermektedir. Geçmiş zamanlardaki doğumda görülen psikolojik travmalar, günümüzdeki kadınlara kulaktan kulağa aktarılarak ağrılı ve acılı normal doğum yerine çok daha tehlikeli ve komplikasyonlu olan sezaryen doğum şekline yönlendiriliyor. Uzmanlar her kadının bu konuda insani hak olarak seçim yapma hakkı olduğunu yok saymamakla birlikte, farklı desteklerle bu kaygıların aşılıp normal doğuma barışmanın gerçekleşebileceğini düşünüyor.

Bu konuda Doğum Koçu’nun (Doula) görevi, hiç kuşkusuz annenin doğum şekline karışmak ya da buna müdahale etmek, annenin isteklerini ve düşüncelerini sabote etmek değildir. Lâkin, korku ve kaygılarıyla normal doğum yapamayan annelerin, bunu kendi eksiklikleri, başarısızlıkları ya da kusuru olarak görmemeleri, konuyla alakalı tıbbi kararların uzmanlar tarafından en iyi şekilde verileceği ve uzman kontrolünde yönlendirileceği konusunda anne adaylarının desteklenmesi gerekmektedir. Bu konuda annenin, doğru bilgilendirilmesi ve bu bilgilerle kararını verebilmesi ve kendini iyi hissetmesi için cesaretlendirilmesi önemlidir. Anne ve bebek için risklerin, ilaç kullanımının ve tıbbi müdahalenin en az seviyeye indirgenmesi ve böylelikle Doğumun gerçekleşmesi ailenin ve tıbbi personelin kuşkusuz en önemli isteğidir. Anne ve bebeğin ilk temasının doğru bir şekilde ve doğru zamanlama ile gerçekleşmesi ilerde oluşacak ebeveyn- çocuk ilişkilerinde olumlu adımların atılmasına olanak sağlayacaktır. Bu sebeple ilk temasın zamanlaması oldukça önemlidir. Sezaryen doğumda, annenin anestezi altından çıkması ve kendine geliş süresinin uzunluğu bu ilk teması geciktirebilmektedir. Sağlık personeli hiç kuşkusuz kendi görev ve sorumluluklarını olabildiğince doğru şekilde yerine getirmektedir. Lâkin, bu süreçte kadının donanımlı ve ihtiyaçları doğrultusunda kapsamlı bir desteğe ve ilgiye ihtiyacı vardır. Anne ve ailesine, doğum öncesi süreçte doğru desteğin sağlanması ve ailenin farkındalığının oluşturulması süreci olumlu yönde yürütülmesine olanak sağlayacaktır. Yapılan araştırmalar doğum koçu desteği ile annenin ve ailenin bu süreçteki stresi ve kaygılarını en aza indirdiğini ve annenin (vakum, epizyotomi, suni sancı vs) ihtiyaçlara gerek kalmadan süreci doğru şekilde yerine getirebildiğini gösteriyor. Doğum Koçu desteği ile annede doğum öncesi ve sonrası psikolojik komplikasyonların azaldığı, bu sürece daha kolay uyum sağladığı, keyifli, bedenen, ruhen ve sosyal açıdan tam anlamıyla sağlıklı bir hamilelik süreci geçireceği biliniyor.

Bunların yanı sıra Doğum Koçu, özel gereksinimleri olan bebek dünyaya getiren, emziremeyen, doğum sırasında psikolojik travma yaşayan, ailesel veya kişisel sebeplerden dolayı psikolojik sorunlar yaşayan annenin doğru adımlarla, doğum koçu ve uzman doktor işbirliğiyle kendisini yetersiz hissetmesinin önüne geçilebiliyor.

Anne adaylarının doğum öncesi, doğum ve doğumdan sonraki süreçte, ruhen, fiziken ve sosyal açıdan tam bir iyilik halinde, kaygılar ve korkulardan uzaklaştırılması için doğum koçu ve uzman işbirliğiyle başarılı bir süreç sağlanmaktadır.

  •   06 Oca 2019 Paz
  •   335

MAKALE YORUMLARI

Bu Makaleye Henüz Yorum yapılmamış. İlk sen yorum yap..

YORUM YAPINIZ

* Yorumlarınız kontrol edildikten sonra yayımlanacaktır

 
 
 
 

Zeynep Sena ÇELİK

Zeynep Sena ÇELİK

Hakkımda


Karabük Universitesi / Paramedik / Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik

Doğum Tarihi 03.04.1996

Başkent Üniversitesi Doğum Koçu(Doula) Sertifikası

LÖSEV / Tohum Otizm ve Kızılay Gönüllüsü

İlk Yardım, Temel Yaşam Desteği, Uygulamalı Diksiyon Eğitimleri aldım

 

İletişim


E-Posta : czeynepsena@gmail.com

 

Son Haberler

Sağlık Federasyonu